v2
Image and video hosting by TinyPic

En moda programlama dilleri :)

       Biraz tuhaf bir başlık oldu sanırım.Ama en uygunu da bu oldu.Çünkü bu makalede yazılım geliştiren firmaların genelde hangi dilleri bilen programcıları işe aldıklarını duyduğum,gördüğüm,bildiğim kadarıyla anlatacağım.
       Ülkemizde program geliştiren işletmeler genelde kayıt işlemleri,muhasebe programları vb. programlar üretiyorlar.Tabii hepsi bu kategoriye dahil değil.Bazı büyük şirketler daha büyük çaplı yazılımlar geliştiriyor.
      Çalışacağımız işyeri küçük veya büyük,ne tür programlar üretiyor olursa olsun işe almadan önce bizden çok şey istiyor olacaktır(en azından bana göre çok).Genelde javascript,sql,oracle,nesne tabanlı programlama dillerinden en az bir tanesi(örneğin c#),xml gibi teknolojileri bilmemizi istiyorlar.Kendimden örnek verecek olursam ben okulumdan mezun olduktan sonra büyük ihtimalle(% 90) bunların yarısını bilmiyor olacağım.
     Türkiye'de ne kadar programcı açığı var densede iş bulmak çok zor.Sen hiç  iş aradın mı diyecek olursanız,hayır aramadım.Ama M.Y.O 'dan mezun ,programcı tanıdıklarım var ve neredeyse hepsi işsiz.O nedenle iş bulmanın zor olduğunu biliyorum.
      Bence iş bulabilmek için bilinmesi gereken programlama dillerinin başında c#,javascript geliyor.Çünkü nerede bir iş ilanı görsem ya ikisinide bilen bir programcı istiyorlar yada enaz birini.Neden javascript bilmiyorum.Ama sanırım c# ın tercih sebebi olmasının nedenini biliyorum.Çünkü C# hızlı,yazılıp okunması ve içerisindeki hataların bulunması kolay bir dil.Ayrıca C dillerinin hepsinde olduğu gibi büyük işlere imza atılabilecek bir dil(sanırım yapay zeka uygulamaları dahi geliştirilebiliyor).
     Programlama dillerinin dışında sql,oracle,xml gibi teknolojilerde günümüzde ve yakın gelecekte sıkça kullanılan ve kullanılacak teknolojiler olacak(bence).Bunların hepsini öğrenmeye çalışmak bir çılgınlık gibi geliyor bana.Ama işsiz olmaktansa bu çılgınlığı yapmak daha iyi  :)


Arama motorlarında üst sıralara yükselmek

       Hepimizin bildiği gibi arama motorları sitelere ziyaretçi çekmekte büyük rol oynar.Yapılan araştırma sonuçları ,yapılan aramalar sonucunda kullanıcıların aradıkları bilgileri ilk sayfadaki sitelerde bulmaya çalıştıklarını gösteriyor.Bu araştırma sonuçlarının doğruluğundan hiç şüphem yok.Çünkü bende genelde öyle yapıyorum.Aradığım bilgiyi içeren siteyi ilk sayfada bulamazsam,hemen başka bir kelime ile arama yapıp,şansımı öyle deniyorum.
       İşte bu nedenlerle blogumuza daha çok ziyaretçi çekebilmek için arama sonuçlarında ilk sayfada,hatta ilk üçün içerisinde olmamız gerekiyor.Peki bunu nasıl yaparız?Birkaç noktaya dikkat ettiğimiz taktirde üst sıralara çıkmak hiçte zor değil.
     İlk olarak yazdığımız konunun başlığını doğru seçmeliyiz.Başlığı seçerken,yazdığımız konu hakkında bilgi edinmek isteyen kullanıcıların arama motorunda nasıl bir arama yağacağını düşünmeli ve ona göre bir başlık seçmeliyiz.Başlığın aynısından birde etiketlere eklersek mükemmel olur :)
     Başlığı oluşturan kelimelerin içinde bulunduğu birkaç cümleyide yazımızın arasına serpiştirisek yazımızı bir üst sıraya taşımız oluruz .Tabi sadece arama motorlarında üst sıralara yükselmek için yazımızın içine etmemekte önemli.. :) Yani bu aralara serpiştirdiğimiz cümleler makalemizin yapısını bozmamalı..
     Diğer önemli bir konu ise etiketleme.Etiketleme yaparken konu başlığına,makalede sık kullandığımız kelimere ve aramayı yapacak olan kişilerin ne tür bir kelime veya cümle kullanacağına dikkat etmeliyiz.
     Bunlar benim nacizane görüşlerim.Umarım az da olsa faydası dokunur.               see you later...     :)


Neden blog takip edelim

      Blogcular sanal alemin köşe yazarlarıdır.Yani her köşe yazarı gibi,kendi düşüncelerini ve bakış açılarını,güncel olaylar üzerinden okurlara yansıtırlar.Her blogcu farklı bir bakış açısı demektir.İşte bu nedenle takip ettiğiniz her blog bakış açınızı biraz daha genişletir.Ben bunu blog yazmaya başlamadan önce fark etmemiştim.Şimdi iyi ki de blog yazmaya başlamışım diyorum.Blog yazarken diğer blogcularla da tanıştım ve onları takip etmeye başladım.Hepsi bana birşeyler kattı.
     Bunları laf olsun diye yazmıyorum.Yazmamın bir sebebi var.Blog takip etmenin gereksiz birşey olduğunu düşünenler varsa belki bu makaleyi okurlar ve etkilenirler diye yazıyorum.Çünkü ülkemizde blog takip eden internet kullanıcılarının sayısı olması gerekenden çok daha az.Aynı şekilde gazate okuyan insan sayısıda az.Bunu sadece toplumu eleştirmek için değil bir öz eleştiri olması açısından da yazıyorum.Çünkü bir haftadır evime sadece bu gün gazete girdi.Genelde bizim eve yanlız pazar günleri gazete alınır.Sebebini bende bilmiyorum ama hafta içinde gazate alan olmaz.Çevremde de durum pek farklı değil.
      Millet olarak okumayı sevmeyen bir yapımız var.Eskisine göre durum daha iyi ama yeterli değil.
      Bir de okuma denince akla sadece gazete ve kitap gelmemeli bence.İnternet te en az gazete kadar güncel bilgi barındırıyor.Dediğim gibi köşe yazarları yerine blog takip etmek te ayırı bir çözüm.
      Blogcuların ülkemizde yeterince değer görmediği kanaatindeyim.Sanırım blogcu arkadaşlar da benimle aynı düşüncededirler.Çünkü yıllardır yazan blogcuların dahi en büyük sıkıntılarından birisi hak ettikleri değeri görememek.Okuduğum birkaç büyük blogcunun,aldıkları reklamların harcadıkları emeği karşılamadığını yazdıklarını görmüştüm.Tek sorun para değil elbette.Emek veren tüm blogcular,yazılarının daha büyük kitlelere ulaşmasını ister.Ama ne kadar iyi bir blogcu olsada blog takip edenlerin sayısı az olduğu için yeterince kişiye düşüncelerini ve fikirlerini yansıtamazlar.Ama herşeyin en iyi çözümü zamandır.Zamanla okuyucu sayısı artacaktır diye düşünüyorum.
      Neyse ,konu amacından biraz saptı galiba.Dile getirmek istediğim konu blog takip etmenin kişisel gelişim açısından yaralı bir iş olduğunu anlatmaktı. 
                                                                                                bir sonra ki makalede görüşmek üzere..


Bir cennet ;Kuşadası

        Yedi senedir yaşadığım Kuşadası'ndan biraz bahsetmek istedim sizlere.Kuşadası Türkiye'nin pek duyulmamış ve birazda gizli kalmış cennet köşelerinden birisi.Öyle ki ,kış geldiğinde sahil sadece size kalır.Sessiz ve sakin bir ortam.Tıpki ıssız bir ada gibi.Sahilde kafanızı dinleyebilir,güneşin batışını izleyebilir veya kitap okuyabilirsiniz.
        Her mevsim ayrı bir güzeldir buralar.Yaz mevsiminde sahilde arkadaşlarınızla birlikte ateş yakıp şarkılar eşliğinde içkinizi yudumlayabilirsiniz.Bunun zevki başka hiçbir şeyde yoktur.
        Temiz sahili ve güzel kumları ,insanı büyüler.Yeşil alanları,piknik yerleri,sahilde spor yapabileceğiniz park alanları da ayrı bir güzeldir.
        Buralarda hava ne çok soğuk ne de çok sıcaktır.Son baharda kurumuş yaprakları,oradan oraya savuran rüzgar ılık ılık eserken,sahilde kısa bir tura  çıkmak en büyük keyiflerden birisidir.(tabii benim için)Kışın ise ince ince yağan yağmuru,sobada közlediğiniz kestaneleri yerken ,pencerenin kenarından  izlemek mükemmeldir.
       Kısaca bana cennette yaşıyormuş hissi veren bir yer Kuşadası.Umarım herkesin bir gün buralara yolu düşer ve bu güzelliklere şahit olur...


Bilgisayarcılar asosyal midir?

      Sokakta karşılaştığım ve ayak üzeri sohbet ettiğim eski arkadaşlarımın birçoğu hangi bölümde okuyorsun dediğinde büyük bir gururla programlama diyorum.Fakat karşımdaki kişi "keşke başka bir bölümü seçseydin" dediğinde moralim alt üst oluyor.Neden diye sorduğumda ise ya "artık herkes bilgisayardan anlıyor" yada "bilgisayarcılar asosyal oluyorlar" cevabı ile karşılaşıyorum.Herkesin bilgisayar bilmesi ayrı bir konu ama ben bu gün "bilgisayarcılar asosyal oluyor" kanısını yıkmak için bir makale yazmak istedim.

     Bence bir bilgisayarcının asosyal olması çok saçma ve mantıksız bir iddia.Neden bir bilgisayarcı asosyal olsun ki.Sanırım genel kanı "bilgisayarcılar sadece masa başında otururlar ve kod yazarlar" olmalı ki toplumun büyük bir bölümü bilgisayarcıların asosyal olduğunu düşünüyor.Bir zamanlar bende birçok insan gibi bu kanaatteydim.Bunun sebebini şimdi anlıyorum.O zamanlar bende bu konuda bilgi sahibi değildim de ondan.
     Şimdi baktığımda ise asosyal insanların barınamıacağı bir piyasa varsa o da bilgisayar piyasasıdır diyorum.Çünkü bir bilgisayarcı iyi program yazması dışında yazdığı programı iyi bir şekilde pazarlamayıda bilmelidir.Üretilen bir mal veya hizmeti pazarlayabilmek için ise iyi şekilde diyalog kurulabilmeli,konuşkan ve sosyal olunmalıdır.
     Sanırım bu genel kanının sebebi,toplumumuzun büyük bir bölümünün teknolojiyle iç içe olmasına rağmen teknolojiye uzak olmasından kaynaklanıyor.Umarım zamanla bu tür öngörüler yok olup gider...